Türkiye’nin Deprem Hazırlık Raporu

Türkiye’nin Deprem Hazırlık Raporu

(DASK), 1–7 Mart Deprem Haftası kapsamında düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin deprem riskine karşı finansal dayanıklılığını ve mühendislik temelli risk azaltım yaklaşımını kamuoyuyla paylaştı. Açıklamalarda, depremin yalnızca fiziksel yıkım değil; aynı zamanda ekonomik sistem için bir “dayanıklılık testi” olduğu vurgulandı.

Deprem Hazırlığı Sürekli Güncellenmeli

Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkede hazırlık seviyesinin yalnızca afet sonrasında değil, her yıl düzenli olarak gözden geçirilmesi gerektiği ifade edildi.

Yetkililer, zorunlu deprem sigortasının yalnızca hasar anında ödeme yapan bir mekanizma değil; afet sonrası ekonomik toparlanmayı hızlandıran stratejik bir finansal araç olduğuna dikkat çekti.

12 Milyon Zorunlu Deprem Sigortası Poliçesi

Türkiye genelinde yaklaşık 12 milyon zorunlu deprem sigortası poliçesi bulunduğu açıklandı. Sigortalılık oranındaki artışın, afet sonrası toparlanma süresini doğrudan etkilediği belirtildi.

6 Şubat Kahramanmaraş depremleri sonrasında yaklaşık 630 bin hasar ihbarı alındığı, ihbarların ardından ilk 24 saat içinde ödemelere başlandığı bildirildi. Bu süreçte sistemin operasyonel kapasitesinin kesintisiz çalıştığı vurgulandı.

1,6 Milyar Dolarlık Tazminat Ödemesi

Açıklanan verilere göre, 6 Şubat depremleri kapsamında yaklaşık 1,6 milyar dolar tutarında tazminat ödemesi gerçekleştirildi. DASK’ın 25 yıllık tarihinde yapılan toplam ödemenin yaklaşık 2 milyar dolar seviyesinde olduğu, bunun 1,6 milyar dolarının tek bir afet sürecinde ödendiği ifade edildi.

Bu tablo; reasürans programının etkinliği, finansal kapasitenin gücü ve kriz anındaki operasyonel performans açısından dikkat çekici bir gösterge olarak değerlendirildi.

Yerli Reasürans Kapasitesi Stratejik Öneme Sahip

Küresel ölçekte doğal afet maliyetlerinin hızla arttığı, iklim değişikliğine bağlı risk artışının reasürans piyasalarında kapasite maliyetlerini yükselttiği belirtildi. Küresel kapasitenin daraldığı dönemlerde yüksek riskli ekonomilerin daha kırılgan hale geldiği vurgulanarak, yerli reasürans kapasitesinin ekonomik istikrar açısından kritik rol oynadığı ifade edildi.

Deprem Güvenliği Tasarım Masasında Başlar

Toplantıda ayrıca bu yıl dokuzuncusu düzenlenen “Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması”na ilişkin bilgiler paylaşıldı.

Bu yıl yarışmaya 30 üniversiteden 38 başvuru yapıldı. Kosova, Azerbaycan, Yunanistan ve Romanya dahil olmak üzere farklı ülkelerden katılımlarla birlikte toplam 25 üniversite büyük finale kalmaya hak kazandı.

Final organizasyonu 13–14–15 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul’da Osmanlı Arşivleri’nde gerçekleştirilecek. Takımların tasarladığı ölçekli bina modelleri sarsma masasında test edilerek performans kriterlerine göre değerlendirilecek.

Yetkililer, deprem güvenliğinin şantiye aşamasında değil; tasarım sürecinde şekillendiğini vurgulayarak, performans esaslı mühendislik yaklaşımının kayıpları ciddi ölçüde azaltabileceğini belirtti.

Tapusor Verileri Ne Söylüyor?

Deprem riskine karşı finansal hazırlık, yalnızca sigorta poliçesiyle sınırlı değil; gayrimenkul yatırım kararlarının da risk analizine dayalı verilere dayanması gerekiyor.

Tapusor.com verileri, özellikle yüksek deprem riski taşıyan bölgelerde konut yatırımında zemin yapısı, bina yaşı, yapı türü ve sigortalılık oranlarının yatırım değerini doğrudan etkilediğini gösteriyor.

Gayrimenkul yatırımında yalnızca metrekare fiyatına değil;

  • Bina dayanıklılığına,

  • Sigorta kapsamına,

  • Afet sonrası finansal sürdürülebilirliğe,

  • Bölgesel risk haritalarına

odaklanmak, uzun vadeli değer koruması açısından kritik önem taşıyor.