2026’nın İkinci Yarısı İçin Kritik Uyarı: Gayrimenkulde Fiyatlar Yeniden Sıkışıyor

2026’nın İkinci Yarısı İçin Kritik Uyarı: Gayrimenkulde Fiyatlar Yeniden Sıkışıyor

2026’nın ikinci yarısına girilirken gayrimenkul piyasasında fiyatların geri çekilmesinden değil, yukarı yönlü sıkışmasından söz ediliyor. Faizlerde beklenen düşüş, uzun süredir kenarda bekleyen sermayenin yeniden piyasaya girmesine zemin hazırlıyor. Ancak bu hareket, yeni arzla karşılanabilecek bir talep artışı değil.

Piyasanın temel sorunu net: Talep geliyor, ürün gelmiyor.

Ertelenmiş Talep Aynı Anda Devreye Giriyor

Faizlerdeki olası gerileme, 2024 ve 2025 boyunca alım kararını erteleyen yatırımcı kitlesini aynı dönemde harekete geçiriyor. Bu durum, piyasada kademeli değil eş zamanlı bir talep baskısı oluşturuyor.

Özellikle:

  • Lokasyonu net,

  • Kullanım senaryosu belirli,

  • Değer artışı geçmişi olan

gayrimenkuller, bu dönemde likiditesi en yüksek yatırım araçları haline geliyor. Yatırımcı açısından mesele artık “almak” değil, doğru ürüne erişebilmek.

Arz Cephesi Açılmıyor, Maliyetler Geri Gelmiyor

Talep tarafındaki bu hareketliliğe rağmen, yeni konut arzında belirgin bir genişleme sinyali bulunmuyor. İnşaat girdi maliyetleri yüksek seviyesini korurken, proje geliştirme süreleri uzuyor. Bu tablo, arzın kısa vadede talebi dengelemesini imkânsız kılıyor.

Sonuç net:
Mevcut nitelikli gayrimenkuller, yeni üretimin önüne geçerek fiyatı belirleyen ana unsur haline geliyor.

Yatırımcı İçin Dönüm Noktası: Beklemek mi, Pozisyon Almak mı?

2026’nın ikinci yarısı, gayrimenkul yatırımında “piyasa açılsın da bakarız” döneminin sona erdiği bir eşik olarak görülüyor. Talep tam anlamıyla görünür hale geldiğinde, fiyatların çoktan yeni denge seviyesine ulaşmış olması bekleniyor.

Bu nedenle yatırımcı açısından kritik soru şudur:

Piyasa hareketlendikten sonra mı alınacak,
yoksa hareket başlamadan pozisyon mu alınacak?

Uzman değerlendirmeleri, bu dönemde erken ve seçici hareket eden yatırımcıların, fiyat baskısından korunmakla kalmayıp ek değer artışı yakalama potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor.

2026’nın ikinci yarısı, gayrimenkulde “fırsat dönemi”nden çok, geç kalanlar için maliyetli bir dönemin başlangıcı olabilir.