Fay yasası yeniden gündemde! 


Kategori

Fay yasası, bilim insanlarını ikiye böldü. Peki fay yasası çıkarılmalı mı? Uzmanlar neler diyor? 

Fay hattı ve yakınındaki yerleşim yerleri için düzenlemelerin yer aldığı, 2020 İzmir depremi ile gündeme gelmesine rağmen 3 senedir beklemede olan fay yasası, Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra yeniden gündem oldu. Fakat fay yasası, bilim insanlarını ikiye böldü. 

AFAD’ın yaklaşık 2 senedir üzerinde çalıştığı fay yasası taslağına katkıda bulunan Prof. Dr. Okan Tüysüz, diri fay üzerindeki yerleşimlere kısıtlama ve belli bir standart getirmek amacıyla acil çıkması gerektiğini savunurken, meslektaşı Dr. Ramazan Demirtaş uygulamanın içindeki bir araştırmacı olarak, taslağın yasalaşması durumunda ekonomik ve hukuki sorunlar çıkabileceğine dikkat çekerek, itirazda bulunuyor.

Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Fulya Soybaş bugünkü köşesinde fay yasasını ve jeolog Prof. Dr. Okan Tüysüz ile Dr. Ramazan Demirtaş’ın konu ile ilgili açıklamalarını kaleme aldı. 

İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyesi, jeolog Prof. Dr. Okan Tüysüz, fay yasasının titizlikle hazırladığına dikkat çekerek “Yasaya karşı çıkanlar acaba taslağı okudu mu? Çoğu okumadı. Sadece muhalefet etmek için muhalefet ediyorlar” açıklamasında bulundu.

“Fay yasası, fayın üzerinde bulunan yerleşim birimlerine; ev, hastane, okul gibi, imar açısından belli bir standart getirmeyi amaçlıyor. Deprem iki şekilde zarar verir; sarsarak ve fay üzerindeki yapıları yırtarak” ifadelerine yer veren Okan Tüysüz, birincisi yani depremin sarsması ile oluşacak yıkım ve can kayıplarının engellenmesi için 2019 yılında deprem yönetmeliği çıkarıldığını aktardı. 

Bu yönetmeliği uygun bina yapıldığında çökmeyeceğine ya da az hasar göreceğine dikkat çeken Okan Tüysüz, açıklamasında “Ancak ikincisi yani yırtma için bir standart yok. Şöyle, diri fay ya da fay yakınındaki zonlar üzerinde binanız varsa ve deprem olursa kurtulma şansınız yoktur! 6 Şubat’ta örneğini gördük; diri fay üzerine inşa edilen yollar yarıldı, demiryolları büküldü” ifadelerini kullandı ve diri fay hattı üstündeki binaların ayakta kalmayacağına vurgu yaptı. 

Aslında Türkiye’de diri fay hatlarının olduğu bölge ve çevresine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın imar izni olmadığını dile getiren Tüysüz, uygulamada boşluklar olduğunu, buralarda inşaat yapılmak istendiğinde üniversiteler ya da özel şirketlerden rapor alındığını belirtti. 

Bu raporların da uygulama farklıkları sebebiyle aynı olmayabildiğinin altını çizen Tüysüz, “Bir hoca, ‘Diri fay var’ derken, bir diğeri ‘Fay yok’ diyor. Bunun sebebi, araştırmaların bir standardının olmaması ve yapılması gerekenlerin net olarak ortaya konmaması. Önerdiğimiz fay yasası bu farklıları ortadan kaldırmayı hedefliyor” şeklinde konuştu. 

Okan Tüysüz, fay yasasının bir amacının da hastane, okul, apartman gibi her tür tehlikeli yapı için ne yapılması gerektiğini tek tek tespit ederek anlaşmazlıkların giderilmesi olduğunun altını çizdi. 

Yasaya TMMOB ile Jeofizik Mühendisleri Odası ile AFAD’tan emekli paleosismolog, Dr. Ramazan Demirtaş ise itiraz ediyor ve deprem zararlarını azaltmayacağına dikkat çekiyor. 

Konu ile ilgili açıklamasında “AFAD taslağına göre fay üzerindeki 22 il merkezi ve 110 ilçede yapı stoku yeniden düzenlenecek. Yüzey kırıkları tespit edilecek, sakınım bantları (yapılaşma faydan uzaklaştırılacak) oluşturulacak, fay üzerindeki bölgeler imara kapatılacak, mevcut yerleşim var ise de yıkılıp başka alanda yeniden inşa edilecek” diye konuşan Dr. Ramazan Demirtaş, fay hattı ve çevresine sakınım bantları oluşturulmasının, 7269 numaralı afet yasası gereği belirlenen bölgelerin afete maruz bölge ilan edilmesi anlamına geldiğine, bunun da büyük bir ekonomik yük ve hukuki sorunu olduğuna dikkat çekti. 

Fay izinin etrafına yapılaşmayı 50’ye 50 metre yasaklandığında 50 metre içinde evi olanların ne yapacağını soran Demirtaş, açıklamasında “Evlerini satamayacaklar. O evler yıkılacak. Nereye gidecekler? Toplu konutlar inşa edilecek ve oraya mı yerleşecekler? Peki demeyecekler mi ‘51. metrede sorun yok da 50’de mi var?” diye konuştu. 

Bu depremde içinden fay geçen Islahiye Devlet Hastanesi’nin de 1999 yılında 3 metre yer değiştiren Düzce-Kaynaşlı fayı üzerindeki Orman Dinlenme Tesisleri’nin de dimdik ayakta kaldığının altını çizen Demirtaş, “2020’de yaşadığımız depremin merkezi Samos idi ama İzmir, Bayraklı yıkıldı. Bayraklı fay üzerinde değildi, neden yıkıldı peki? Gaziantep fayın 30 kilometre ötesinde” diyerek, Kilis, Hatay, Malatya’nın da fay üzerinde olmadığına vurgu yaptı. 

“Bizde binalar altından fay geçtiği için değil, yönetmeliğe uygun yapılmadığı için yıkılıyor” açıklamasında bulunan Demirtaş, fer fayın deprem oluşturma riskinin farklı olduğunu vurguladı ve birkaç yüzyıl sonra olabilme ihtimali olan bir deprem için ömrü 100 yıl olan ve sapasağlam binaların yıkılamayacağına dikkat çekti. 

Yasanın gereksiz spekülasyonlara neden olacağına, emlak fiyatlarını etkileeyceğine, ekonomik maliyetinin çok fazla olacağına ve psikolojik, sosyolojik ve hukuki açıdan sorunlar oluşturacağına dikkat çekti ve “Yasa yapmak ile uğraşmak yerine yapı projelendirme ve inşa sürecinde tam denetimin sağlanması gerekmekte” diyerek açıklamasını tamamladı.